Bir Çocuk Bakıcısında Olması Gereken 14 Özellik

 

Bir Çocuk Bakıcısında Olması Gereken 14 Özellik

Bir çocuk bakıcısında olması gereken özellikler aileden aileye farklılık gösterse de bazı ortak noktaları vardır. Bu yazımızda bakıcıda bulunması gereken özellikleri 14 başlıkta inceleyeceğiz.

Güvenilir bir çocuk bakıcısı ya da dadı bulmak, anne ve babalar için en önemli ihtiyaçlardan birisidir. Müthiş bir çocuk bakıcısını iyi olmayanlardan ayıran şey nedir? Öncelikle şunu tartışalım, bir çocuk bakıcısının mutlaka eğitimi olması gerekmektedir. İşte bu nitelik bakıcıları birbirlerinden ayıran en önemli özelliklerin başında gelmektedir.

Yine de hangi niteliklerin en önemli olduğuna karar verirken ebeveynlerin daha fazla düşünmesi gerekir. Kendi kriterlerine ve beklentilerine göre bir çocuk bakıcısı hizmeti almak, ebeveynlerin en büyük arzusudur.

Bir

Çocuk Bakıcısı

deyim yerindeyse ebeveynin en iyi asistanıdır, bu yüzden ihtiyaç olan tüm niteliklere sahip olduğundan emin olmak gerekmektedir. Biz de size bu yazımızda bir çocuk bakıcısının hangi özelliklere sahip olması gerektiğinden bahsedeceğiz.

1) Şakacı

Ebeveynler, oyun, aktivite ve çeşitli sanatsal aktiviteler yaratabilecekleri iyi bir hayal gücüne sahip bir çocuk bakıcısı istiyorlar. Yani kısaca çocuk bakıcılarının çocuklarını televizyonun önünde tutmalarının kesinlikle istemiyorlar. Eğlenceli bir kişilik, çocukları için sağlıklı, eğlenceli ve aktif bir ortamı teşvik etmeyi gerçekten önemseyen ebeveynleri kalbinden vuracaktır. Bu nedenle eğlenceli, aktif ve şakacı olmak bir bakıcının en önemli özellikleri olarak sıralanır.

2) Aktif

Çocuklar yüksek enerjilidir ve sürekli hareket halindedir. Bir çocuk ve bebek bakıcısı bu enerjiyle bütünleşmelidir. Her daim çocuğun bu enerjisine ayak uydurabilecek şekilde hazırlıklı olmalıdır. Hal böyle olunca çocuk ve bakıcı arasında sağlam bir bağ kurulacaktır.

3) Sorumluluk Sahibi

Güvenilir bir çocuk bakıcısı her ebeveynin hayalidir. Ebeveynler, güvenebilecekleri birini çocuklarının sorumluluğunu verebilecek nitelikte görürler. Kısacası sorumluluk sahibi, tehlike anlarında ne yapacağını bilen bir insandan çok iyi bir çocuk bakıcısı olacaktır.

 

4) Deneyim

Çocuk bakımı insanların düşündüğü kadar kolay bir iş değildir. Hatta ve hatta oldukça zordur da diyebiliriz. Çocuk bakımı kesinlikle hazırlık, güven ve beceri gerektirir. Bebek bakıcılığı deneyimine sahip olmak, çocuk bakıcısı için en mühim özelliklerdendir. Anne ve babalar, plansız şartlar ortaya çıktığında ayakları üzerinde durmayı bilen, nerede ne yapacağını kestirebilen bir kişi ile anlaşmak ister. Mesela bir çocuk üzgün olduğunda onu mutlu etmenin yöntemlerini bilen bir çocuk bakıcısı her evin ihtiyacıdır.

5) Kolaylık

Ebeveynler, kendilerine kolaylık sağlayan çocuk bakıcılarına daha bir kıymetli gözüyle bakmaktadır.. Kıymetli olmak, programların esnekliği, ödeme oranları hakkında adillik, beklenenden daha erken işe gidişler, çocuğa çok iyi bakma, güvenlik gibi dizi olgu anlamına gelir. Bir çocuk bakıcısının zaman konusunda esnek olması, anne ve babaları ciddi anlamda mutlu edecektir.

6) Öğretmek

Çocuk bakıcısı çocukların ödevlerine yardım etmeli, onların eğitim hakkındaki sorunlarıyla da mutlaka ilgilenmelidir. Çocuk bakıcıları ders ve okul konusunda rol model olarak hareket eder. Ev ödevinde ya da çeşitli projelerde çocuğa yardımcı olarak, onun okuldaki performansı hakkında başarılı adımlar atmasını sağlar.

 

7) Hassas

Çocuklarla çalışan insanlar ihtiyaçlara duyarlıdır ve çocukların isteklerine kendilerininkinden daha fazla önem verirler. Bir çocuk bakıcısı, her zaman bir çocukla oyun oynamak, ona kitap okumak ve gezmek için zaman ayırmalıdır. Ve çocukla iletişime geçerken de hassas olmalıdır.

8) Güvenilir

Güvenilir olmak, bir bebek bakıcısının sahip olabileceği en önemli özelliklerden biridir. Ebeveynler, bir bebek bakıcısının hane halkının kurallarına uymasını, çocukları güvende tutmasını ve çocuklarına dikkat etmesini bekler.

9) Zamana Saygı

Bir çocuk bakıcısı mutlaka zamanlı hareket etmelidir.  Düzenli olarak planlanmış bir geceye geç kalacaksa ya da herhangi bir aksilik çıktıysa mutlaka anne ve babaya zamanında haber vermelidir. Yoksa anne ve baba zor durumda kalabilir. Ek olarak işe gidiş saatini de asla ama asla kaçırmamak gerekmektedir.

10) Sabır

Sabır bir erdemdir ve çocuk bakıcılarının sahip olması gereken önemli bir özelliktir. Çocukların “sabırlı olma”sı gerektiğini mutlaka bir yetişkin onlara hatırlatmalıdır.  Çocuk bakıcılarının çocuklara her konuda sabır göstermesi gerekmektedir. Onlara ev işlerini yapmalarını hatırlatmalı, ödevleri konusunda yardımcı olmalıdır. Çocuk bakıcısı çocuklara mutlaka mantıklı tekliflerde bulunmalı ve bu sırada da sabırlı olmalıdır. Yoksa çocukla iyi bir iletişim kuramaz. Bu da ileride sorunlara yol açabilir.

11) Yetkili

Çocuk bakıcılığı sadece eğlence ve oyun demek değildir. Eğer ebeveynler çocuk bakıcısı için özel talimatlar bırakmışlarsa (TV yok, yatmadan önce dişlerini fırçalayın, sebze ve meyve yedirin gibi), bu kuralları uygulamak bir bakıcının görevidir. Bakıcı mutlaka nazik olmalıdır ama evde çocuğa kimin yetkili olduğunu da göstermelidir. Kısacası anne ve babanın sunduğu kuralları çocuk istemese bile uygulamak zorundadır. Bir çocuk bakıcısı her zaman için disiplin sağlamalıdır.

12) Benzer İlgi Alanları

Çocuk bakıcısı çocuklarla benzer ilgilere sahip olmalıdır. Örneğin futbol oynamak, basketbol izlemek ve kitap okumak gibi. Bu sayede çocukla daha iyi vakit geçirme fırsatını da elde eder. Çocuklarla benzer beğenileri ve amaçları paylaşan bir bakıcı, bu zamanı herkes için daha keyifli hale getirir.

13) Yetenekli

Bir bebek bakıcısı ilk yardım ve çocuk bakımı konusunda sertifikalı ve eğitimli olmalıdır. Bunun yanı sıra doğuştan gelen yetenekler de çocuk bakımı konusunda iyi birer yardımcıdır. Günümüzde çoğu anne ve baba çocuk bakıcılarının bu tip sertifikalara sahip olmasını bekler. Acil bir durum ortaya çıkarsa, bir çocuk bakıcısı soğukkanlılığını korunarak duruma anında müdahale edebilmelidir.

14) Pes Etmemeli

Çocuk bakıcısı durum ne olursa olsun öfkelenmemeli ve pes etmemelidir. Çocuğa yaptırılması gereken şeyleri, çocuk istemese bile yapmalıdır. Bunu da sabırla tatlı dille halletmelidir. Yoksa çocukla olan iletişimde sorun yaşar.

Çocuk Bakıcısı Ararken Sorulacak Sorular

Çocuk bakıcısının sahip olması gereken temel özelliklerden bahsettik. Şimdi bir de anne ve babaların çocuk bakıcısı ararken kendilerine ve bakıcılarına sorması gereken soruları ele alalım. Bu soruların cevaplarına göre bir bakıcının gerekli özellik ve yetkinliklere sahip olup olmadığı kolay bir biçimde anlaşılabilecektir.

 

İşte o sorular ve cevapları:

Çocuklarınızı onlarla bırakarak kendinizi rahat ve güvende hissediyor musunuz?

Bakıcı hakkında sizi sinirlendiren veya rahatsız eden bir şey varsa o zaman o kişi sizin ve çocuğunuz için uyumlu bir birey değildir. Çocuk bakımı konusunda güvenlik, her ebeveynin 1 numaralı önceliğidir. Bu nedenle, bu hususu çocuk bakıcınızla konuştuğunuzdan emin olun. Eğitim ve acil durum sertifikasına sahip olan birisini ister misiniz? Bakıcınız bu tip durumlarda ne yapılacağını ve bununla birlikte ilk yardımı biliyor mu? Çocuğunuzun ciddi alerjileri varsa bu durumu nasıl yöneteceğini biliyor mu? Evinizde özel önlemler gerektiren bir havuzunuz veya başka bir özelliğiniz var mı? Çocuk bakıcısı tüm bunlara dikkat edebilir mi? İşte bu tip soruları mutlaka çocuk bakıcınızla paylaşın. Ve gelecek cevaplara göre de durumu analiz edin.

Çocuk bakıcınız sizce çocuklarınızdan iyi yorumlar alıyorlar mı? Onlarla anlaşabiliyor mu?

Çocuklarınız sizinle iletişim kurmak için çok küçükse, o zaman bu yargıya ulaşmak zor olabilir. Ancak, size eğlenceli olmadığını söyleyebileceklerse, muhtemelen bu onu kovmanızı gerektirecek denli büyük bir işaret değildir. Fakat yine de çocuklarınızın düşüncelerini ve duygularını önemsemenizi tavsiye ediyoruz. Eğer çocuklar bakıcıdan memnunsa ve onu seviyorsa, bu kişi sizin için doğru kişi olabilir.

Başka bir dili akıcı bir şekilde konuşuyorlar mı?

Çocuğunuzun başka bir dil öğrenmesini istiyorsanız, ikinci bir dile sahip bir bakıcıya sahip olmak sadece o dilde konuşmak, çocukların bu dili öğrenmeleri için gerçekten etkili bir yoldur. Bu kriter de ebeveynlerin seçimlerini olumlu anlamda etkileyebilir. Kısacası eğitim yönü kuvvetli olan bir bakıcı her zaman için daha çok tercih edilir. Bu çocuklar için çok faydalı bir durumdur.

Türkçeyi düzgün konuşabiliyor mu? Çocukla anlaşabilecek mi?

Eğer çocuk bakıcısı ana diliniz Türkçeyi iyi bilmiyorsa iletişim konusunda sıkıntı yaşanabilir. Bu nedenle dile hakim olması gerekir. Buna da dikkat etmek elzem bir ihtiyaçtır.

Evin ve çocukların temizlenmesine yardımcı olacak mı?

Kim evini temiz ve düzenli tutan bir bakıcı istemez, değil mi? Ama karar vermeniz gereken, bunun gerçekten öncelikli olup olmadığıdır. Eğer bu konu sizin için önemliyse ya da temizlik delisiyseniz böyle bir bakıcı ile çalışmak sizin kurtarıcınız olacaktır. Ama yine de bakıcınız diğer tüm beklentilerinizi karşılarsa – ve çocuklar güvende ve eğleniyorsa eve geldiğinizde evi 10-15 dakika toparlamak çok da zor olmasa gerek.

Çamaşır yıkacak mı?

Eğer çamaşırları yıkamak size zor geliyorsa, çocuklarınızla ilgilenirken aynı zamanda ev ihtiyaçlarını da giderecek bir çocuk bakıcısı ile anlaşma sizin için olumlu bir adım olacaktır.

Çocukları gezdirecek mi?

Bazı çocuk bakıcıları, çocukları parklara ya da çeşitli etkinliklere götürebilir, onları gezdirebilir. Hava güzelken biraz eğlence için dışarı çıkmak çocuklar için de faydalı olacaktır.

Sanat projelerini seviyor mu?

Çocuklarınızdan sanat eserleri beklemek sizi mutlu ediyor mu? Bu tip projelerde ona yardım edecek bir çocuk bakıcısı istemez misiniz? Her yönü kuvvetli ve sanatı seven bakıcılar kesinlikle çocuğunuz gelişimi için çok fayda sağlayacaktır.

Disiplin tarzınızı takip edebiliyorlar mı?

Bakıcınızın takip etmesini istediğiniz sıkı kurallara sahipseniz, önlerinde rahat olduklarından emin olun. Bu kuralları ona bildirin ve hepsini uygulamasını isteyin. Eğer bu kuralları uygulamıyorsa onunla yolları ayırmak isteyebilirsiniz. Çünkü bu durum evde çatışmalara yol açacaktır ve ileride otorite sorunlarını da ortaya çıkarabilir.

 

Çocuklara ev ödevlerinde yardım ediyor mu? 

Ev ödevi, çocuklar için önemlidir. Bu nedenle çocuk bakıcınızın çocuklarınızın okul ödevlerini yapmalarına yardımcı olmalarını istemeniz makul bir şeydir.

Yemek yapabilir mi?

Her iş gününün sonunda güzel bir yemek yemek istemez misin? Bazı çocuk bakıcıları çalıştıkları aileler için yemek yapabilmektedir. Çocukları da bu sürece dahil ederek onların bir şeyler öğrenmesini sağlayan çocuk bakıcıları da bulunmaktadır.

Çocuk bakıcılarını değerlendirebilmek için sonsuz sayıda özellik bulunmaktadır. Bu nedenle anne ve babalar önceliklerini güvenliğe ve eğitime vermelidir. Bunun dışındaki özellikler de önemlidir ama olmasa da olur. 

Sadece “istek listeniz”in neye benzediğine bakmaksızın, beklentilerinizi çocuk bakıcısı adayına net bir şekilde anlatmanız gerektiğini unutmayın. Bakıcı ile bir kez anlaştıktan sonra, iletişim hatlarını açık tutun. Çocuklarınızın ve bakıcınızın mutlu ve sağlıklı bir ilişki kurmasını sağlamak için hem olumlu hem de yapıcı geri bildirim verin ve onları mutlaka ama mutlaka dinleyin!

BU KONUDA SİZLERE KESİNLİKLE YARDIMCI OLABİLİRİZ…

LÜTFEN ARAYIN YADA BİZE MESAJ ATIN… BİZ SİZİ ARAYALIM

Sonbahar ve kış aylarında tüketilmesi gereken sebze ve meyveler

Sonbahar ve kış aylarında tüketilmesi gereken sebze ve meyveler

 

Eğer sizler de yediğiniz besinlerden tam anlamıyla verim almak istiyorsanız, özellikle bu konuya değinmek adına yazılmış olan bu yazı, oldukça işinize yarayacaktır. Pazarlara veya manavlara sürekli uğramamız halinde patatesin ve soğanın dışında kalan tüm meyve ve sebzelerin daima değişikliğe uğradıklarını gözlemlemiz mümkündür. Mevsimine veya ayına göre tüketilen sebze ve meyveler, hormonların sizi en düşük seviyede etkileyeceği bir beslenme biçimi yakalayabilmenize yardımcı olmaktadırlar.

Zamanında tüketilen meyveler veya sebzeler, diğer zamanlarda tüketildiklerine oranla vücuttaki vitamin oranını arttırmaktadırlar. Önümüzde soğuk günlerin olması ve birçok mahsulün yeni yeni toplanmaya başlanmış olması ile beraber, sonbahar ve kış aylarında tezgâhlarda karşınıza çıkacak olan meyve ve sebzeleri sizler için derledik.

Sonbaharda sıklıkla tüketilen meyve ve sebzeler

Özellikle bu dönemde tezgâhlarda yeni meyveler ve sebzeler görmeniz olasıdır. Eylül ayı itibarıyla, verim alabilmek adına tüketilmesi gereken meyve sebzeler;

Eylül ayı sebzeleri: Mantar, pazı, mısır, patlıcan, kabak, kırmızıbiber, dolmalık biber, barbunya

Eylül ayı meyveleri: Mürdüm eriği, kavun, incir, üzüm, fındık, karpuz

Henüz yaz mevsiminden yeni çıkılmış olduğu için ve gelecek soğuk aylara kendinizi hazırlamanız gerektiği için, ay boyunca sebze ve meyve tüketiminize önem vermeyi ihmal etmeyin ve enerji veren karbonhidratları da bünyenize almayı unutmayın.

Ekim ayı sebzeleri: Mantar, ceviz, fındık, pırasa, ıspanak, turp, havuç, karnabahar

Ekim ayı meyveleri: Üzüm, elma, armut, greyfurt, muz, mandalina

Beyninizin gelişimine katkıda bulunmak ve vücut sağlığını korumak adına tüketmekte olduğunuz cevizin tam zamanı olan bu ayda, yiyeceğiniz sebze ve meyve ağırlıklı besinler de kış aylarında hastalıklardan korunmanıza yardımcı olacaktır.

Kasım ayı sebzeleri: Kabak, lahana, bal kabağı, pırasa, kereviz, ıspanak, karnabahar, pırasa ve pazı.

Kasım ayı meyveleri: Ceviz, Kestane, Elma, Üzüm, Mandalina, Nar, Kivi, Armut, Greyfurt

Bu dönemde tezgâhlarda yerini almış olan, kansere karşı etkili olan ve beta-karoten oranı yüksek olan balkabağını tüketerek de sağlığınıza katkıda bulunabilirsiniz.

Kışın tüketilecek meyve ve sebzeler

Soğukların gelip çatmasıyla beraber hastalıklar, özellikle de grip, insanlar arasında yayılmaktadır. Kendilerini hastalıklara karşı korumak isteyen şahıslar, bu mevsimde tüketecekleri meyve ve sebzelere özenle seçmelidirler.

Aralık ayı sebzeleri:  Karalahana, Pazı, Havuç, Balkabağı, Lahana, Yer elması, Ispanak, Kereviz, Karnabahar, Brüksel Lahanası

Aralık ayı meyveleri: Ayva, Greyfurt, Kestane, Muz, Elma, Portakal, Mandalina, Nar

Soğuk algınlığı ve grip ile başa çıkmak isteyen insanlar, bu aylarda C vitamini ağırlıklı beslenmek durumundadırlar. Özellikle portakalın ve mandalinanın tam zamanı olduğundan, bu meyveler insanları, her gün bir porsiyon yenilmeleri halinde, soğuk algınlığından korurlar. Bunun yanı sıra ıspanak ve baklagillerde vücut direncini arttırıcı sebzeler arasında yer almaktadırlar.

Ocak ayı sebzeleri: Lahana, kereviz, Brokoli, havuç, pırasa, kırmızıturp, karaturp, ıspanak

Ocak ayı meyveleri: Nar, Elma, Portakal, Armut, Greyfurt

Bu dönemde soğuklar sebebiyle dışarıya çıkmamanız, bağırsak sisteminizin güçsüzleşmesine yol açar. Bunun önüne geçmek isteyen kişiler ise bu dönemlerde meyve tüketimine özellikle dikkat etmelidirler. Lifli gıdaların yanı sıra tüketilmesi gereken en önemli besinlerin baklagiller olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Şubat ayı sebzeleri: Brokoli, Brüksel Lahanası, Karnabahar, Havuç, Turp, Pırasa, Ispanak

Şubat ayı meyveleri: Ayva, Portakal, Muz, Armut, Elma

Bu ayda tezgâhlarda karşınıza çıkan lahanagillerin kanser önleyici özelliğe sahip beta-karoteni içerdiklerini de unutmamalı; öğünlerinize her daim önem vermelisiniz. Çünkü besinler, ancak önem vermeniz halinde sağlıklı ve uzun bir ömrün habercisi niteliğini taşıyabilirler.

Not : Mantar, genel olarak kullanım şekline göre sebze olarak nitelendirilen bir besin maddesi oldugundan sebzelerin arasına koyulmuştur.

Erken Yaşlanmanın Yolları

EVET EVET doğru duydunuz… Gençleştirmiyoruz… Yada neden aramıyoruz…

Belki de aranızda erken yaşlanmak isteyen vardır… sizler icin araştırdık… :))

 

Bazıları Neden Hızlı Yaşlanıyor?

Uluslararası bir ekip, bazı insanların yaşlarının ilerlemesine rağmen genç gözükmelerinin de sebebi olduğunu söylüyor.ABD, İngiltere, İsrail ve Yeni Zelanda’dan araştırmacılar, fiziksel olarak 38 yaşına giren insanların, biyolojik yaşlarının büyük değişkenlik gösterebileceğini belirlediklerini söylüyor. Bazı 38 yaşındaki insanlar 20 yaşındaki bireylerin vücuduna sahip olurken, bazılarının vücudu ise 60 yaşındaki bir bireyin vücuduna benzeyebiliyor.

Duke Merkezi’nde yaşlılık üzerinde uzman olan Dan Belsky, araştırma sonuçlarında insanların yaşlanma hızının nasıl olacağının genç yaşlarda ortaya çıktığını söylüyor.

Belsky ayrıca, “Yaşamınızın en canlı en sağlıklı zamanında değişikliğin farkına varmadığımızı sanıyorduk. Ancak araştırmalarımızda bunun böyle olmadığını görmek şaşırtıcı oldu. İkinci bir sürpriz de, araştırmaya katılanların birçoğunda gördüğümüz değişiklik farkı oldu. Bazıları çok yavaş yaşlanırken, bazılarının çok hızlı yaşlandığını gördük,” dedi.

Yeni Zelanda’da yaşlanmayla ilgili nedenleri araştıran Dunedin Uzun Yaşam Araştırması’nın verileri, diğer bilim insanları tarafından inceleniyor.

Araştırma, 26 yaşında olan 1.000 kişinin, kan damarları uyumu, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, metabolizma ve bağışıklık sistemlerinin seviyesi gibi on sekiz biyolojik özelliğini inceledi.

Araştırmaya katılanlar 32 ve 38 yaşlarına bastıklarında aynı inceleme süreci uygulandı.

Ortaya çıkan veriler doğrultusunda, her insanın yaşlanma hızını ortaya koyan bir hesaplama geliştirildi.

Belsky, genellikle yaşlılar için yapılan testler katılımcılara verildi dedi.

Katılımcıların “Denge, güç ve motor koordinasyonlarını test ettik” diyen Belsky, “Yürüyüş mesafesi, merdiven çıkma, ağırlık kaldırma gibi fiziksel sınırlamaları hakkında bilgi aldıktan sonra katılımcılara özel uyarlanmış testler verdik. Hızlı yaşlanan bireylerin daha zayıf ve güçsüz olduklarını ve dengelerinin gelişmemiş olduğunu gördük. Ve bu katılımcılar da bize, yaptığımız mülakatta zaten bize aynı sorunları bildirmişti. Bu katılımcılar halen 38 yaşında ve henüz herhangi bir kronik hastalığı bulunmuyor,” diye sözlerine devam etti.

Araştırmacılar, daha sonra üniversite öğrencilerine katılımcıların resimlerine bakmalarını istedi.

Resimlere bakan öğrenciler, resimlerdeki insanların gerçek yaşlarından ya daha genç ya da daha yaşlı olduğunu söyledi. Belsky ayrıca, çalışmalarında daha hızlı yaşlandığını ölçtükleri katılımcıların, öğrencilerin daha yaşlı gördüklerini söyledi.

Araştırma sonuçları, Ulusal Akademi Bilimleri Tutanakları Dergisi’nde yayınlandı.

Yaşlanma hızını inceleyen araştırmacılar, yaşa bağlı hastalıkları erken yaşta tespit edebilmeyi ve bu şekilde erken tedavi yöntemleri geliştirmeyi umuyor.

 

Erken yaşlanmayı tetikleyen yollar , Erken yaşlanmanın Asıl yolları…

İşte erken yaşlanmanın yolları

Beslenme eksiklikleri yani vitamin almayın…
Hipertansiyon, şeker hastalığı, damar sertliği gibi uzun süreli sağlık sorunlarınız olmalı
Genetik hastalıklarınız olsun
Kas ve eklem sorunları yaşayabilcek şeyler yapın
Egzersiz kesinlikle yapmayın. (hareketsiz yaşam tarzınız olsun).
Kolesterol-trigliserit yüksek olsun sürekli
Yoğun stresli, mutsuz, kötümser ve sürekli depresyonda olun
Organ yetmezliklerine sahip olun (tiroit bezi tembelliği, karaciğer yetersizliği, kalp, böbrek, hipofiz yetmezliği). 
Yoğun çevresel kirlilik olan yerlerde yaşayın ve bol bol  radyasyon etkisinde kalın
Yetersiz ve kalitesiz uykunuz olsun. Hatta uyumayın bence
Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığınız mutlaka olmazsa olmazdır zaten…

Bu arada solaryuma giren vardır sanırım aranızda. Girin bol bol girin lütfen cildinizi yıpratır kurutur ve cabuk yaşlanmanızı sağlar…

Kozmetik ürünleri kullanmayı arttırın: 

Cilt bakımı için aldığınız kozmetik kremler içeriğinde bulunan kimyasallar aslında yarardan çok zarar vermektedir, cilt bakımı için en doğal yöntemleri kullanmanızı tavsiye etmiyoruz. Kullarnırsanız Yaşlanamazsınız . Evde doğal nemlendirici kreminizi yapmaya kalkmayın. Cildiniz için aldığınız nemlendiriciler belli bir süre sonra zarar vermeye başlayabilir, bu kozmetik nemlendiriciler cildinizin doğal neminin kaybolmasınada sebep olmaktadır. Nemledirici krem olarak E vitaminli kremi kesinlikle almamanız yeterli bu sayede cildiniz hem sertleşecek hemde nem oranını azalacak ve kuruyacaktır, bilmediğiniz kremleri sakın yüzünüze sürmeyin. Yanlışlıkla yaşlanmanızı geciktirebilirsiniz.

Cilt Maskesi Yapılmalımı?:  Ciltinize gereken önem veriyor bakımlarını yapmıyorsunuz  ama cilt maskesi yapılması gerekiyor  haftada 2 defa yapın sakına 1 defa yapmayın 2-3 defa yaparsanız cildiniz tariş olacak ve  istenen başka sorunlar ortaya çıkacak, en çok karşılaşılan mükemmel sonuç cildin kuruması, gözeneklerin tıkanması gibi.  En çok yapılan hatalardan biride cilde uygulanan maskenin verilen süreden daha kısa bekletilmesidir Bırakın beklesin 2-3 saat kurur suratınız işte ne güzel.  evde yapacağınız cilt bakım maskeleri için verilen süreyi kesinlikle aşmalısınız istediğiniz muhteşem yaşlılığa yaklaşacaksınız.

Avokado – Zerdaçal – Doğal ve Organik Meyve Suları ve Sebze Suyu – Kenevir Tohumu – Klorofil KESİNLİKLE TÜKETMEYİN!!! YAŞLANAMAZSINIZ…

ŞAKA BİR YANA DA KONUYA AÇIKLIK KAZANDIRALIM

YAŞLANMAK VE DAHA GENÇ, DİNÇ KALMAK, RAHAT VE HUZURLU BİR HAYAT YAŞAMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN BU DEDİKLERİMİZİN TERSİNİZ UYGULAYIN… O ZAMAN YAŞLANMANIZ HAKAN PEKER GİBİ YONCA EVCİMİK GİBİ GECİKECEKTİR…

SAYGILAR….

Kız çocuklarında idrar yolları enfeksiyonu daha yaygın

Kız çocuklarında idrar yolları enfeksiyonu daha yaygın


Yetişkinlerde sıklıkla görülen idrar yolları enfeksiyonu, çocukların da kabusu olabiliyor. Genellikle kız çocuklarında daha sık görülen hastalık, tedavi edilmediği takdirde böbreklerde kalıcı hasarlara neden olabiliyor. İdrar yolu enfeksiyonlarının hem kız hem de erkek çocuklar için çok önemli olduğuna dikkat çeken Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Erkek çocuklarda sünnet ile penis ucundaki fazla derinin kesilmesi, mikropların kolaylıkla yerleşmesine neden olan bölgenin temizlenmesini sağlıyor. Sünnetin idrar yolları enfeksiyonunu azalttığı pek çok bilimsel çalışmada da yer almaktadır” diyor.

 

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, kız çocuklarında idrar yolları enfeksiyonu tanı ve tedavisi hakkında kapsamlı bilgiler verdi:

Yetişkinlerde sıklıkla görülen idrar yolları enfeksiyonu, çocukların da kabusu olabiliyor. Genellikle kız çocuklarında daha sık görülen hastalık, tedavi edilmediği takdirde böbreklerde kalıcı hasarlara neden olabiliyor. İdrar yolu enfeksiyonlarının hem kız hem de erkek çocuklar için çok önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Bıyıklı, “Erkek çocuklarda sünnet ile penis ucundaki fazla derinin kesilmesi, mikropların kolaylıkla yerleşmesine neden olan bölgenin temizlenmesini sağlıyor. Sünnetin idrar yolları enfeksiyonunu azalttığı pek çok bilimsel çalışmada da yer almaktadır” diyor.

 

İdrar yolları enfeksiyonu belirtileri

Çocuklarda 1 yaşından sonra sıklıkla görülen idrar yolları enfeksiyonu, tedavisi kolay olmasına rağmen ihmale gelmemesi gereken bir hastalıktır. Doç. Dr. Bıyıklı, “Çocukta ateş, idrar yaparken yanma ya da idrar yaparken ağlama, sık idrara çıkma, idrar kaçırma, idrarın renk ve kokusunda değişiklik olması, bel ağrısı, yan ağrısı çocuğun idrar yolları enfeksiyonu olduğunu düşündürebilecek bulgulardır. Ancak özellikle küçük çocuklarda kusma, iştahsızlık, karın ağrısı, tartı alamama, popoda pişik gibi belirtiler varsa, idrar yolları enfeksiyonundan şüphe edilebilmektedir. Tanı için ise hızlıca bir idrar tahlili ve idrar kültürü yapılmalıdır” diyor.

Ebeveynlerin hataları da enfeksiyona yol açıyor

İdrar yolları enfeksiyonu, mikrobun idrar yapılan yerden veya kan yoluyla vücuda bulaşmasıyla ortaya çıkarak böbreklere ilerleyebiliyor. Ebeveynlerin çocuğun bakımında yaptığı hataların da idrar yollarında enfeksiyona neden olabildiğini dile getiren Bıyıklı, anne-babanın hijyen kurallarına dikkat etmemesi, genital bölgenin kirli olması, kakalı bezlerin hemen değiştirilmemesi, ishal, pişik gibi durumların mikropların idrar yollarına girişini kolaylaştırdığını söylüyor.

İdrar yolu enfeksiyonları en çok kadınları etkiliyor

İdrar yolu enfeksiyonunun, mikropların dış idrar yolundan (üretra) girerek çoğalması nedeniyle ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar kadınlarda erkeklerden daha sık görülür ancak bunun kesin nedenleri bilinmiyor. Kadınlarda dış idrar yolunun kısa oluşunun riski arttırdığı sanılmaktadır. Öte yandan gebelik, idrar yolu enfeksiyonuna yakalanma olasılığını arttırmaktadır. Gebe kadınların %2-4’ünde idrar yolu enfeksiyonu görülmekte, gebelik sırasında hormonların ve idrar yollarının konumunda ve akımında ortaya çıkan değişiklikler ise enfeksiyona yakalanma olasılığını artırmaktadır.

İdrar yolu enfeksiyonları Belirtileri Nelerdir?

İdrar yolu enfeksiyonlarının en sık görülen belirtileri arasında acil idrar yapma, idrar yaparken ağrı ve yanma yer alır. İdrarın bulanık, süt bulaşmış gibi görünebilir, bulantı, kasık ağrısı ve ateş, idrarda kan varsa, rengin kırmızımsı olabilir. İdrar yolu enfeksiyonu mesanede oluşuyorsa ‘sistit’, üretrada ise ‘üretrir’  olarak adlandırıldığını, idrar tahlili, idrar kültürü ve idrar yollarını ve varsa taşı görüntülemek için endoskopi yöntemiyle, röntgen filmi ile teşhis koyulur.

İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavi yöntemi

İdrar yolu enfeksiyonlarını tedavide genellikle antibiyotikler kullanılır. Belirtiler genellikle antibiyotik tedavisine başladıktan birkaç gün sonra kaybolsa da antibiyotik tedavisine bir süre daha devam edilir. Ağrıyı gidermek amaçlı spazm çözücüler ve ağrı kesiciler kullanılabilir.  Kasık bölgesine sıcak uygulanması, bol bol su içilmesi de etkili olur.

Kişinin son 60 gün içersinde vücudunuzda oluşan enfeksiyonu varsa mutlaka cinsel ilişkiye girmiş olduğu kişiye haber vermesi gerektiğini belirtiyor. Tedavi olarak antibiyotiği tamamını bitirmeden her tür cinsel temastan kaçınmanın önemine değiniyor.

 

İdrar yolu enfeksiyonunu önlemenin 10 altın kuralı

 

İdrar yolu iltihabı; sık idrara çıkma, şiddetli ağrı ve bazen de idrarda kanamaya yol açarak kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Hastalık tedavi edilmediğinde de ciddi böbrek enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Erkeklere oranla 8 kat daha fazla görülen kadınların yaklaşık %50’si hayatında en az bir kez idrar yolu enfeksiyonu geçiriyor. Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Egemen İşgören, idrar yolu enfeksiyonları ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

 

Yüksek ateş varsa dikkat

İdrar yolunun herhangi bir bölümünü etkileyen enfeksiyonlara idrar yolu enfeksiyonu adı verilir. Alt idrar yolunu etkilediğinde “sistit” adı verilen mesane enfeksiyonu ve üst idrar yolunu etkilediğinde ise “piyelonefrit” adı verilen böbrek enfeksiyonu ortaya çıkar. Sistit genellikle idrar yaparken ağrı, yanma, sık idrara gitme ve ani sıkışma ile idrara gitme ihtiyacı, idrarda kanama, bulanık ve kötü kokulu idrar, kasıklarda ağrı ve genital bölgede baskı hissi gibi şikayetlere neden olurken; piyelonefrit ise bu şikayetlere ek olarak yüksek ateş ve yan ağrısı gibi şikayetlere neden olur.

 

Cinsel ilişki sıklığına bağlı olarak gelişebilir

Kadınlarda anatomik olarak idrar kanalı kısadır ve vajinal ve anal bölgeye yakındır. Bu nedenle mikroorganizmalar idrar yollarına kolaylıkla ulaşıp enfeksiyona neden olabilir.

Genç, cinsel olarak aktif kadınlarda, sistit riski artmakla birlikte, enfeksiyon gelişme riski cinsel ilişki sıklığına bağlıdır. Menopoz ile birlikte düşen östrojen seviyesinin neden olduğu vajinal flora kaybına bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonu riski artar.

Sıvı alımını artırın

İlk idrar yolu enfeksiyonunun 15 yaşın altında geçirilmesi ve annede tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu öyküsü olması riski arttıran nedenler arasındadır. Aynı şekilde havuz, deniz, sauna gibi ıslak ortamlar ve vajinal akıntı gibi durumlar da riski artırır. İdrar yolu enfeksiyonu şikayetlerinin yaklaşık %80’i antibiyotik tedavisine yanıt verir. Sıvı alımının artırılması çok önemlidir. Bol sıvı alımı ile birlikte artan idrar miktarı mikroorganizmaların temizlenmesine yardımcı olur.

 

Kontrolsüz ilaç kullanmayın

İdrar yaparken zorlanma, idrarın kanlı gelmesi, karın ve bel ağrısı, akıntı, idrar tutamama, ateşlenme, halsizlik gibi şikayetlerin varlığında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Uzun süreli ve uygun olmayan ilaçların kullanılması tedavi etkinliğini azaltır. Yapılan en önemli hata doktor önerisi olmadan kontrolsüz olarak antibiyotik kullanılmasıdır. Dolayısıyla, doktorun verdiği uygun ilaç tedavisinin dışına çıkılmamalıdır.

Başka sağlık sorunlarının habercisi olabilir…

Son altı ayda ikiden fazla, son bir yılda üçten fazla idrar yolu enfeksiyonu görülmesi tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu anlamına gelir. Bu durum kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemekle birlikte başka sağlık sorunlarının da habercisi olabilir. Daha detaylı inceleme yöntemlerine başvurulması ve idrar yolarında taş, genişleme, anatomik bozukluk, tümör gibi hastalıkların araştırılması gerekir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarında uzun süreli tedaviler gerekebilir.

 

Yabanmersini tedavide etkili

Basit idrar yolu enfeksiyonlarında üç günlük antibiyotik tedavisi yeterli olurken, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarında altı ay süreyle her gün ya da haftada üç defa düşük doz önleyici antibiyotik tedavisi önerilmektedir. Şikayetlerin cinsel ilişki sonrası ortaya çıkması durumunda ilişki sonrası tek doz tedavi kullanılarak enfeksiyon gelişmesi önlenebilir. Yaban mersini, probiyotikler ve C vitamini kullanımı tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarını önlemektedir. Yapılan araştırmalarda yaban mersini, probiyotik ve C vitaminin birlikte kullanılmasının tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarını azalttığı tespit edilmiştir.

 

İdrar yolu enfeksiyonunu önlemek için…

  • Tuvalet sonrası temizliğin arkadan öne doğru değil önden arkaya doğru yapın. Bu sayede vajinal ve anal bölgedeki mikroorganizmaların idrar yoluna taşınması önlenir.
  • Bol miktarda su için ve idrarınızı bekletmeyin. Bol su içilmesi ve idrar ihtiyacı hissedildiğinde bekletilmeden idrara gidilmesi mesanenin mekanik temizliğine katkıda bulunur.
  • Kabızlığa dikkat edin. Kabızlık idrar akışını olumsuz etkiler ve tam boşaltılamayan ve biriken idrarda enfeksiyon gelişme riski artar.
  • Cinsel ilişkiden önce ve sonra idrarınızı yapın.
  • Eğer gerekiyor ise cinsel ilişki esnasında su bazlı kayganlaştırıcılar kullanın.
  • Sperm öldürücü özelliği olan kremleri kullanmayın.
  • Hijyenik pedleri sık değiştirin.
  • Genital bölge temizliği için sabun kullanmayın. Sabun genital bölgenin doğal florasını bozarak enfeksiyon gelişme riskini arttırır.
  • Pamuklu iç çamaşırlarını tercih edin.
  • Vajinal enfeksiyon var ise tedavi olun. Tedavi edilmemiş vajinal enfeksiyonlar ve akıntılar da tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının önemli sebepleri arasındadır.

Bebek Bakımında Püf Noktalar

BEBEK BAKIMINDA PÜF NOKTALAR

 

Yetişkinlerin bağışıklık sistemini etkilemeyen bakteri ve virüsler dünyaya yeni gelmiş savunmasız, korumasız bebeğinizde ciddi hastalıklara sebep olurlar. Bu nedenle bebeğinizin aşıları tamamlana kadar lütfen kimsenin öpmesine izin vermeyin. Yakın temasta bulunmamaları için uyarın. Sonradan pişman olmaktansa baştan tedbirinizi almanız her zaman sizin faydanızadır. Öpücük hastalığı küçük bebeklerde ciddi sorunlara sebep olan bir hastalıktır ama hiçbir yetişkinde belirti göstermez. Bebeğinizin ellerine dokunmalarına izin vermeyin. Bebekler genelde ellerini ağızlarına götürürler. Söyleyin ayaklarını tutarak sevsinler. Sizde dışarıdan gelince kıyafetlerinizi mutlaka değiştirmelisiniz. Gelen misafirleriniz bebeği kucaklarına almak isterlerse daha önceden hazır bulunduracağınız tülbentleri misafirlerin omuzlarına örtün ve bebeği o şekilde verin. Böylelikle bebeğin ağzı onların kıyafetlerine temas etmemiş olur. Koruyabildiğiniz kadar bebeklerimizi korumak biz ebeveynlerin görevi. Onlar bu dünyanın kurallarını henüz bilmiyorlar.

-Yeni doğan bebeler sık sık hapşırırlar. Hapşırma genelde bebeğin genzine kaçanları temizlemek için yaptığı temizleme hareketidir….Aman üşüttü,soğuk aldı diye paniğe kapılmayın.

-Sık sık hıçkırırlar. Bu da normaldir telaş etmeyin. Hıçkıran bebeğinizi emzirin….Geçecektir.

-Bebeğinizi; büyüklerin endişelerine kulak asıp sakın kat kat giydirmeyin. Oda sıcaklığı 23-24 derece ise iki ince kat giydirmeniz yeterlidir. Yanlış olan üst üste giydirip bebeğin terlemesine neden olup hasta etmektir.. ”Aman bebek üşüdü hasta olacak” laflarına kulaklarınızı tıkayın. Kendinize güvenin. Bilginize güvenin. Eğer bebeğin burnu ve ensesi soğuksa bebek gerçekten üşümüştür. Zaten yeni doğan bebeğin ayakları ve elleri bir ay boyunca soğuk ve mor olur bu sizi yanıltmasın.

-Yeni doğanların başında bulunan bıngıldak çok hassas olur. Kapanana kadar dikkat etmek gerekir. Zaten doktorunuz rutin kontrolleri sırasında bıngıldağı kontrol edecektir.

-Bebeklerin burnu tıkanabilir. Çok normaldir. Eczanelerde satılan serum fizyolojik su damlatıp bebeğin rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Günde 3 kere tekrarlayabilirsiniz. Sakıncası yoktur.

-Bebeklerin memelerinde genelde şişlik olur. Sakın masaj yapmayın. Kendi kendine zamanla geçecektir. Doktorunuz da kontrollerde memelerini gözlemleyecektir.

– Kalça ultrasonu muhakkak yaptırılmalı ve ihmal edilmemelidir. Erken teşhiste çok kolay tedavi edilebilirken geç kalındığında kalıcı fiziksel rahatsızlıklara sebep olmabilmektedir.

-Yeni doğan sarılığını en kolay atlatmanın yolu sık sık emzirmektir. Emzirin ki kaka yapabilsin ve çabucak atlatsın. Bebeğiniz kaka yapıyorsa çabuk atlatacaktır. Gözün beyazı ve yüzü sarı ise, parmak ile cildine bastırdığınız yer sarı oluyorsa, çok uyuyorsa sarılık değerleri yükselmiştir. Ve kan uyuşmazlığı varsa bebekte sarılık daha çok olabilecektir.

-Göbeği genelde 7-10 gün içinde düşüyor ama benim kızımın göbeği 14.günde düşmüştü.. %70 ‘lik alkol ile bakımını yapıp kuru tutmanız göbek bakımı için yeterli. Bebeğinizin göbek kısmında acı hissi yok o nedenle rahat davranın. Bebeğinizin göbeği düştükten 1 gün sonra yıkamanız uygun olur.

-Günde 2 kez bebeğinizin ellerini sabunlu suyla yıkayın.

-Tırnaklarını kısa ve küt kesin.

-Sadece 20 gün eldiven giydirin sonrasında bırakın bebeğiniz kendini ve annesini keşfetsin. Meme emerken memelerinize dokunsun.

-Defne bezi bırakana kadar alt değişimini sadece su, pamuk ve sızma zeytinyağı ile yaptım. Sonra kağıt mendil ile kurulayıp bezledim. Dışarı çıkmalarımızın haricinde asla ıslak mendil kullanmadık. Ve benim güzel kızım hiç pişik olmadı. Pişik kremi hiç kullanmadık. Su, pamuk ve zeytinyağını herkese tavsiye ediyorum.

-Banyo suyu sıcaklığı 37’C olmalı. Özel bebek şampuanı kullanılmalısınız. Güzel kızıma şu an Sebamed kullanıyorum ama yeni doğduğu zaman organik şampuan kullandım. Kışın gün aşırı, yazın ise her gün yıkanmalı. Birgün sabunla diğer gün sabunsuz sadece su ile yıkamanız yeterlidir.

-İlk 2 hafta kaynatıp ılıttığınız suyla yıkamanız doğru olur. Sonra normal suyla yıkayabilirsiniz. Son suyuna zeytinyağı damlatın ki cildi nemlensin.:))

-Bebeğinizin yaz-kış her gün 15-20 dakika dışarı çıkarmalı ve güneş ışığını görmesini sağlamalısınız.

– Yeni doğan bebeğin baş çevresi 34-36 cm olmalıdır.

– Bebeğiniz 5 aylık olduğunda doğum kilosunun iki katına çıkması beklenir.

– 6-12 Aylık arası bebekler genelde aylık 300-600 gr arası kilo alırlar.

– Diş çıkarma 4 aylıkken olabileceği gibi ilk dişini 1 yaşına girdikten sonra da çıkaran bebekler olabilir.Bu genelde ırsidir.