Sonbahar ve kış aylarında tüketilmesi gereken sebze ve meyveler

Sonbahar ve kış aylarında tüketilmesi gereken sebze ve meyveler

 

Eğer sizler de yediğiniz besinlerden tam anlamıyla verim almak istiyorsanız, özellikle bu konuya değinmek adına yazılmış olan bu yazı, oldukça işinize yarayacaktır. Pazarlara veya manavlara sürekli uğramamız halinde patatesin ve soğanın dışında kalan tüm meyve ve sebzelerin daima değişikliğe uğradıklarını gözlemlemiz mümkündür. Mevsimine veya ayına göre tüketilen sebze ve meyveler, hormonların sizi en düşük seviyede etkileyeceği bir beslenme biçimi yakalayabilmenize yardımcı olmaktadırlar.

Zamanında tüketilen meyveler veya sebzeler, diğer zamanlarda tüketildiklerine oranla vücuttaki vitamin oranını arttırmaktadırlar. Önümüzde soğuk günlerin olması ve birçok mahsulün yeni yeni toplanmaya başlanmış olması ile beraber, sonbahar ve kış aylarında tezgâhlarda karşınıza çıkacak olan meyve ve sebzeleri sizler için derledik.

Sonbaharda sıklıkla tüketilen meyve ve sebzeler

Özellikle bu dönemde tezgâhlarda yeni meyveler ve sebzeler görmeniz olasıdır. Eylül ayı itibarıyla, verim alabilmek adına tüketilmesi gereken meyve sebzeler;

Eylül ayı sebzeleri: Mantar, pazı, mısır, patlıcan, kabak, kırmızıbiber, dolmalık biber, barbunya

Eylül ayı meyveleri: Mürdüm eriği, kavun, incir, üzüm, fındık, karpuz

Henüz yaz mevsiminden yeni çıkılmış olduğu için ve gelecek soğuk aylara kendinizi hazırlamanız gerektiği için, ay boyunca sebze ve meyve tüketiminize önem vermeyi ihmal etmeyin ve enerji veren karbonhidratları da bünyenize almayı unutmayın.

Ekim ayı sebzeleri: Mantar, ceviz, fındık, pırasa, ıspanak, turp, havuç, karnabahar

Ekim ayı meyveleri: Üzüm, elma, armut, greyfurt, muz, mandalina

Beyninizin gelişimine katkıda bulunmak ve vücut sağlığını korumak adına tüketmekte olduğunuz cevizin tam zamanı olan bu ayda, yiyeceğiniz sebze ve meyve ağırlıklı besinler de kış aylarında hastalıklardan korunmanıza yardımcı olacaktır.

Kasım ayı sebzeleri: Kabak, lahana, bal kabağı, pırasa, kereviz, ıspanak, karnabahar, pırasa ve pazı.

Kasım ayı meyveleri: Ceviz, Kestane, Elma, Üzüm, Mandalina, Nar, Kivi, Armut, Greyfurt

Bu dönemde tezgâhlarda yerini almış olan, kansere karşı etkili olan ve beta-karoten oranı yüksek olan balkabağını tüketerek de sağlığınıza katkıda bulunabilirsiniz.

Kışın tüketilecek meyve ve sebzeler

Soğukların gelip çatmasıyla beraber hastalıklar, özellikle de grip, insanlar arasında yayılmaktadır. Kendilerini hastalıklara karşı korumak isteyen şahıslar, bu mevsimde tüketecekleri meyve ve sebzelere özenle seçmelidirler.

Aralık ayı sebzeleri:  Karalahana, Pazı, Havuç, Balkabağı, Lahana, Yer elması, Ispanak, Kereviz, Karnabahar, Brüksel Lahanası

Aralık ayı meyveleri: Ayva, Greyfurt, Kestane, Muz, Elma, Portakal, Mandalina, Nar

Soğuk algınlığı ve grip ile başa çıkmak isteyen insanlar, bu aylarda C vitamini ağırlıklı beslenmek durumundadırlar. Özellikle portakalın ve mandalinanın tam zamanı olduğundan, bu meyveler insanları, her gün bir porsiyon yenilmeleri halinde, soğuk algınlığından korurlar. Bunun yanı sıra ıspanak ve baklagillerde vücut direncini arttırıcı sebzeler arasında yer almaktadırlar.

Ocak ayı sebzeleri: Lahana, kereviz, Brokoli, havuç, pırasa, kırmızıturp, karaturp, ıspanak

Ocak ayı meyveleri: Nar, Elma, Portakal, Armut, Greyfurt

Bu dönemde soğuklar sebebiyle dışarıya çıkmamanız, bağırsak sisteminizin güçsüzleşmesine yol açar. Bunun önüne geçmek isteyen kişiler ise bu dönemlerde meyve tüketimine özellikle dikkat etmelidirler. Lifli gıdaların yanı sıra tüketilmesi gereken en önemli besinlerin baklagiller olduğu gerçeği unutulmamalıdır.

Şubat ayı sebzeleri: Brokoli, Brüksel Lahanası, Karnabahar, Havuç, Turp, Pırasa, Ispanak

Şubat ayı meyveleri: Ayva, Portakal, Muz, Armut, Elma

Bu ayda tezgâhlarda karşınıza çıkan lahanagillerin kanser önleyici özelliğe sahip beta-karoteni içerdiklerini de unutmamalı; öğünlerinize her daim önem vermelisiniz. Çünkü besinler, ancak önem vermeniz halinde sağlıklı ve uzun bir ömrün habercisi niteliğini taşıyabilirler.

Not : Mantar, genel olarak kullanım şekline göre sebze olarak nitelendirilen bir besin maddesi oldugundan sebzelerin arasına koyulmuştur.

Erken Yaşlanmanın Yolları

EVET EVET doğru duydunuz… Gençleştirmiyoruz… Yada neden aramıyoruz…

Belki de aranızda erken yaşlanmak isteyen vardır… sizler icin araştırdık… :))

 

Bazıları Neden Hızlı Yaşlanıyor?

Uluslararası bir ekip, bazı insanların yaşlarının ilerlemesine rağmen genç gözükmelerinin de sebebi olduğunu söylüyor.ABD, İngiltere, İsrail ve Yeni Zelanda’dan araştırmacılar, fiziksel olarak 38 yaşına giren insanların, biyolojik yaşlarının büyük değişkenlik gösterebileceğini belirlediklerini söylüyor. Bazı 38 yaşındaki insanlar 20 yaşındaki bireylerin vücuduna sahip olurken, bazılarının vücudu ise 60 yaşındaki bir bireyin vücuduna benzeyebiliyor.

Duke Merkezi’nde yaşlılık üzerinde uzman olan Dan Belsky, araştırma sonuçlarında insanların yaşlanma hızının nasıl olacağının genç yaşlarda ortaya çıktığını söylüyor.

Belsky ayrıca, “Yaşamınızın en canlı en sağlıklı zamanında değişikliğin farkına varmadığımızı sanıyorduk. Ancak araştırmalarımızda bunun böyle olmadığını görmek şaşırtıcı oldu. İkinci bir sürpriz de, araştırmaya katılanların birçoğunda gördüğümüz değişiklik farkı oldu. Bazıları çok yavaş yaşlanırken, bazılarının çok hızlı yaşlandığını gördük,” dedi.

Yeni Zelanda’da yaşlanmayla ilgili nedenleri araştıran Dunedin Uzun Yaşam Araştırması’nın verileri, diğer bilim insanları tarafından inceleniyor.

Araştırma, 26 yaşında olan 1.000 kişinin, kan damarları uyumu, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, metabolizma ve bağışıklık sistemlerinin seviyesi gibi on sekiz biyolojik özelliğini inceledi.

Araştırmaya katılanlar 32 ve 38 yaşlarına bastıklarında aynı inceleme süreci uygulandı.

Ortaya çıkan veriler doğrultusunda, her insanın yaşlanma hızını ortaya koyan bir hesaplama geliştirildi.

Belsky, genellikle yaşlılar için yapılan testler katılımcılara verildi dedi.

Katılımcıların “Denge, güç ve motor koordinasyonlarını test ettik” diyen Belsky, “Yürüyüş mesafesi, merdiven çıkma, ağırlık kaldırma gibi fiziksel sınırlamaları hakkında bilgi aldıktan sonra katılımcılara özel uyarlanmış testler verdik. Hızlı yaşlanan bireylerin daha zayıf ve güçsüz olduklarını ve dengelerinin gelişmemiş olduğunu gördük. Ve bu katılımcılar da bize, yaptığımız mülakatta zaten bize aynı sorunları bildirmişti. Bu katılımcılar halen 38 yaşında ve henüz herhangi bir kronik hastalığı bulunmuyor,” diye sözlerine devam etti.

Araştırmacılar, daha sonra üniversite öğrencilerine katılımcıların resimlerine bakmalarını istedi.

Resimlere bakan öğrenciler, resimlerdeki insanların gerçek yaşlarından ya daha genç ya da daha yaşlı olduğunu söyledi. Belsky ayrıca, çalışmalarında daha hızlı yaşlandığını ölçtükleri katılımcıların, öğrencilerin daha yaşlı gördüklerini söyledi.

Araştırma sonuçları, Ulusal Akademi Bilimleri Tutanakları Dergisi’nde yayınlandı.

Yaşlanma hızını inceleyen araştırmacılar, yaşa bağlı hastalıkları erken yaşta tespit edebilmeyi ve bu şekilde erken tedavi yöntemleri geliştirmeyi umuyor.

 

Erken yaşlanmayı tetikleyen yollar , Erken yaşlanmanın Asıl yolları…

İşte erken yaşlanmanın yolları

Beslenme eksiklikleri yani vitamin almayın…
Hipertansiyon, şeker hastalığı, damar sertliği gibi uzun süreli sağlık sorunlarınız olmalı
Genetik hastalıklarınız olsun
Kas ve eklem sorunları yaşayabilcek şeyler yapın
Egzersiz kesinlikle yapmayın. (hareketsiz yaşam tarzınız olsun).
Kolesterol-trigliserit yüksek olsun sürekli
Yoğun stresli, mutsuz, kötümser ve sürekli depresyonda olun
Organ yetmezliklerine sahip olun (tiroit bezi tembelliği, karaciğer yetersizliği, kalp, böbrek, hipofiz yetmezliği). 
Yoğun çevresel kirlilik olan yerlerde yaşayın ve bol bol  radyasyon etkisinde kalın
Yetersiz ve kalitesiz uykunuz olsun. Hatta uyumayın bence
Sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığınız mutlaka olmazsa olmazdır zaten…

Bu arada solaryuma giren vardır sanırım aranızda. Girin bol bol girin lütfen cildinizi yıpratır kurutur ve cabuk yaşlanmanızı sağlar…

Kozmetik ürünleri kullanmayı arttırın: 

Cilt bakımı için aldığınız kozmetik kremler içeriğinde bulunan kimyasallar aslında yarardan çok zarar vermektedir, cilt bakımı için en doğal yöntemleri kullanmanızı tavsiye etmiyoruz. Kullarnırsanız Yaşlanamazsınız . Evde doğal nemlendirici kreminizi yapmaya kalkmayın. Cildiniz için aldığınız nemlendiriciler belli bir süre sonra zarar vermeye başlayabilir, bu kozmetik nemlendiriciler cildinizin doğal neminin kaybolmasınada sebep olmaktadır. Nemledirici krem olarak E vitaminli kremi kesinlikle almamanız yeterli bu sayede cildiniz hem sertleşecek hemde nem oranını azalacak ve kuruyacaktır, bilmediğiniz kremleri sakın yüzünüze sürmeyin. Yanlışlıkla yaşlanmanızı geciktirebilirsiniz.

Cilt Maskesi Yapılmalımı?:  Ciltinize gereken önem veriyor bakımlarını yapmıyorsunuz  ama cilt maskesi yapılması gerekiyor  haftada 2 defa yapın sakına 1 defa yapmayın 2-3 defa yaparsanız cildiniz tariş olacak ve  istenen başka sorunlar ortaya çıkacak, en çok karşılaşılan mükemmel sonuç cildin kuruması, gözeneklerin tıkanması gibi.  En çok yapılan hatalardan biride cilde uygulanan maskenin verilen süreden daha kısa bekletilmesidir Bırakın beklesin 2-3 saat kurur suratınız işte ne güzel.  evde yapacağınız cilt bakım maskeleri için verilen süreyi kesinlikle aşmalısınız istediğiniz muhteşem yaşlılığa yaklaşacaksınız.

Avokado – Zerdaçal – Doğal ve Organik Meyve Suları ve Sebze Suyu – Kenevir Tohumu – Klorofil KESİNLİKLE TÜKETMEYİN!!! YAŞLANAMAZSINIZ…

ŞAKA BİR YANA DA KONUYA AÇIKLIK KAZANDIRALIM

YAŞLANMAK VE DAHA GENÇ, DİNÇ KALMAK, RAHAT VE HUZURLU BİR HAYAT YAŞAMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN BU DEDİKLERİMİZİN TERSİNİZ UYGULAYIN… O ZAMAN YAŞLANMANIZ HAKAN PEKER GİBİ YONCA EVCİMİK GİBİ GECİKECEKTİR…

SAYGILAR….

Kız çocuklarında idrar yolları enfeksiyonu daha yaygın

Kız çocuklarında idrar yolları enfeksiyonu daha yaygın


Yetişkinlerde sıklıkla görülen idrar yolları enfeksiyonu, çocukların da kabusu olabiliyor. Genellikle kız çocuklarında daha sık görülen hastalık, tedavi edilmediği takdirde böbreklerde kalıcı hasarlara neden olabiliyor. İdrar yolu enfeksiyonlarının hem kız hem de erkek çocuklar için çok önemli olduğuna dikkat çeken Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Erkek çocuklarda sünnet ile penis ucundaki fazla derinin kesilmesi, mikropların kolaylıkla yerleşmesine neden olan bölgenin temizlenmesini sağlıyor. Sünnetin idrar yolları enfeksiyonunu azalttığı pek çok bilimsel çalışmada da yer almaktadır” diyor.

 

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, kız çocuklarında idrar yolları enfeksiyonu tanı ve tedavisi hakkında kapsamlı bilgiler verdi:

Yetişkinlerde sıklıkla görülen idrar yolları enfeksiyonu, çocukların da kabusu olabiliyor. Genellikle kız çocuklarında daha sık görülen hastalık, tedavi edilmediği takdirde böbreklerde kalıcı hasarlara neden olabiliyor. İdrar yolu enfeksiyonlarının hem kız hem de erkek çocuklar için çok önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Bıyıklı, “Erkek çocuklarda sünnet ile penis ucundaki fazla derinin kesilmesi, mikropların kolaylıkla yerleşmesine neden olan bölgenin temizlenmesini sağlıyor. Sünnetin idrar yolları enfeksiyonunu azalttığı pek çok bilimsel çalışmada da yer almaktadır” diyor.

 

İdrar yolları enfeksiyonu belirtileri

Çocuklarda 1 yaşından sonra sıklıkla görülen idrar yolları enfeksiyonu, tedavisi kolay olmasına rağmen ihmale gelmemesi gereken bir hastalıktır. Doç. Dr. Bıyıklı, “Çocukta ateş, idrar yaparken yanma ya da idrar yaparken ağlama, sık idrara çıkma, idrar kaçırma, idrarın renk ve kokusunda değişiklik olması, bel ağrısı, yan ağrısı çocuğun idrar yolları enfeksiyonu olduğunu düşündürebilecek bulgulardır. Ancak özellikle küçük çocuklarda kusma, iştahsızlık, karın ağrısı, tartı alamama, popoda pişik gibi belirtiler varsa, idrar yolları enfeksiyonundan şüphe edilebilmektedir. Tanı için ise hızlıca bir idrar tahlili ve idrar kültürü yapılmalıdır” diyor.

Ebeveynlerin hataları da enfeksiyona yol açıyor

İdrar yolları enfeksiyonu, mikrobun idrar yapılan yerden veya kan yoluyla vücuda bulaşmasıyla ortaya çıkarak böbreklere ilerleyebiliyor. Ebeveynlerin çocuğun bakımında yaptığı hataların da idrar yollarında enfeksiyona neden olabildiğini dile getiren Bıyıklı, anne-babanın hijyen kurallarına dikkat etmemesi, genital bölgenin kirli olması, kakalı bezlerin hemen değiştirilmemesi, ishal, pişik gibi durumların mikropların idrar yollarına girişini kolaylaştırdığını söylüyor.

İdrar yolu enfeksiyonları en çok kadınları etkiliyor

İdrar yolu enfeksiyonunun, mikropların dış idrar yolundan (üretra) girerek çoğalması nedeniyle ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar kadınlarda erkeklerden daha sık görülür ancak bunun kesin nedenleri bilinmiyor. Kadınlarda dış idrar yolunun kısa oluşunun riski arttırdığı sanılmaktadır. Öte yandan gebelik, idrar yolu enfeksiyonuna yakalanma olasılığını arttırmaktadır. Gebe kadınların %2-4’ünde idrar yolu enfeksiyonu görülmekte, gebelik sırasında hormonların ve idrar yollarının konumunda ve akımında ortaya çıkan değişiklikler ise enfeksiyona yakalanma olasılığını artırmaktadır.

İdrar yolu enfeksiyonları Belirtileri Nelerdir?

İdrar yolu enfeksiyonlarının en sık görülen belirtileri arasında acil idrar yapma, idrar yaparken ağrı ve yanma yer alır. İdrarın bulanık, süt bulaşmış gibi görünebilir, bulantı, kasık ağrısı ve ateş, idrarda kan varsa, rengin kırmızımsı olabilir. İdrar yolu enfeksiyonu mesanede oluşuyorsa ‘sistit’, üretrada ise ‘üretrir’  olarak adlandırıldığını, idrar tahlili, idrar kültürü ve idrar yollarını ve varsa taşı görüntülemek için endoskopi yöntemiyle, röntgen filmi ile teşhis koyulur.

İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavi yöntemi

İdrar yolu enfeksiyonlarını tedavide genellikle antibiyotikler kullanılır. Belirtiler genellikle antibiyotik tedavisine başladıktan birkaç gün sonra kaybolsa da antibiyotik tedavisine bir süre daha devam edilir. Ağrıyı gidermek amaçlı spazm çözücüler ve ağrı kesiciler kullanılabilir.  Kasık bölgesine sıcak uygulanması, bol bol su içilmesi de etkili olur.

Kişinin son 60 gün içersinde vücudunuzda oluşan enfeksiyonu varsa mutlaka cinsel ilişkiye girmiş olduğu kişiye haber vermesi gerektiğini belirtiyor. Tedavi olarak antibiyotiği tamamını bitirmeden her tür cinsel temastan kaçınmanın önemine değiniyor.

 

İdrar yolu enfeksiyonunu önlemenin 10 altın kuralı

 

İdrar yolu iltihabı; sık idrara çıkma, şiddetli ağrı ve bazen de idrarda kanamaya yol açarak kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Hastalık tedavi edilmediğinde de ciddi böbrek enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Erkeklere oranla 8 kat daha fazla görülen kadınların yaklaşık %50’si hayatında en az bir kez idrar yolu enfeksiyonu geçiriyor. Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Egemen İşgören, idrar yolu enfeksiyonları ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

 

Yüksek ateş varsa dikkat

İdrar yolunun herhangi bir bölümünü etkileyen enfeksiyonlara idrar yolu enfeksiyonu adı verilir. Alt idrar yolunu etkilediğinde “sistit” adı verilen mesane enfeksiyonu ve üst idrar yolunu etkilediğinde ise “piyelonefrit” adı verilen böbrek enfeksiyonu ortaya çıkar. Sistit genellikle idrar yaparken ağrı, yanma, sık idrara gitme ve ani sıkışma ile idrara gitme ihtiyacı, idrarda kanama, bulanık ve kötü kokulu idrar, kasıklarda ağrı ve genital bölgede baskı hissi gibi şikayetlere neden olurken; piyelonefrit ise bu şikayetlere ek olarak yüksek ateş ve yan ağrısı gibi şikayetlere neden olur.

 

Cinsel ilişki sıklığına bağlı olarak gelişebilir

Kadınlarda anatomik olarak idrar kanalı kısadır ve vajinal ve anal bölgeye yakındır. Bu nedenle mikroorganizmalar idrar yollarına kolaylıkla ulaşıp enfeksiyona neden olabilir.

Genç, cinsel olarak aktif kadınlarda, sistit riski artmakla birlikte, enfeksiyon gelişme riski cinsel ilişki sıklığına bağlıdır. Menopoz ile birlikte düşen östrojen seviyesinin neden olduğu vajinal flora kaybına bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonu riski artar.

Sıvı alımını artırın

İlk idrar yolu enfeksiyonunun 15 yaşın altında geçirilmesi ve annede tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu öyküsü olması riski arttıran nedenler arasındadır. Aynı şekilde havuz, deniz, sauna gibi ıslak ortamlar ve vajinal akıntı gibi durumlar da riski artırır. İdrar yolu enfeksiyonu şikayetlerinin yaklaşık %80’i antibiyotik tedavisine yanıt verir. Sıvı alımının artırılması çok önemlidir. Bol sıvı alımı ile birlikte artan idrar miktarı mikroorganizmaların temizlenmesine yardımcı olur.

 

Kontrolsüz ilaç kullanmayın

İdrar yaparken zorlanma, idrarın kanlı gelmesi, karın ve bel ağrısı, akıntı, idrar tutamama, ateşlenme, halsizlik gibi şikayetlerin varlığında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Uzun süreli ve uygun olmayan ilaçların kullanılması tedavi etkinliğini azaltır. Yapılan en önemli hata doktor önerisi olmadan kontrolsüz olarak antibiyotik kullanılmasıdır. Dolayısıyla, doktorun verdiği uygun ilaç tedavisinin dışına çıkılmamalıdır.

Başka sağlık sorunlarının habercisi olabilir…

Son altı ayda ikiden fazla, son bir yılda üçten fazla idrar yolu enfeksiyonu görülmesi tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu anlamına gelir. Bu durum kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemekle birlikte başka sağlık sorunlarının da habercisi olabilir. Daha detaylı inceleme yöntemlerine başvurulması ve idrar yolarında taş, genişleme, anatomik bozukluk, tümör gibi hastalıkların araştırılması gerekir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarında uzun süreli tedaviler gerekebilir.

 

Yabanmersini tedavide etkili

Basit idrar yolu enfeksiyonlarında üç günlük antibiyotik tedavisi yeterli olurken, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarında altı ay süreyle her gün ya da haftada üç defa düşük doz önleyici antibiyotik tedavisi önerilmektedir. Şikayetlerin cinsel ilişki sonrası ortaya çıkması durumunda ilişki sonrası tek doz tedavi kullanılarak enfeksiyon gelişmesi önlenebilir. Yaban mersini, probiyotikler ve C vitamini kullanımı tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarını önlemektedir. Yapılan araştırmalarda yaban mersini, probiyotik ve C vitaminin birlikte kullanılmasının tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarını azalttığı tespit edilmiştir.

 

İdrar yolu enfeksiyonunu önlemek için…

  • Tuvalet sonrası temizliğin arkadan öne doğru değil önden arkaya doğru yapın. Bu sayede vajinal ve anal bölgedeki mikroorganizmaların idrar yoluna taşınması önlenir.
  • Bol miktarda su için ve idrarınızı bekletmeyin. Bol su içilmesi ve idrar ihtiyacı hissedildiğinde bekletilmeden idrara gidilmesi mesanenin mekanik temizliğine katkıda bulunur.
  • Kabızlığa dikkat edin. Kabızlık idrar akışını olumsuz etkiler ve tam boşaltılamayan ve biriken idrarda enfeksiyon gelişme riski artar.
  • Cinsel ilişkiden önce ve sonra idrarınızı yapın.
  • Eğer gerekiyor ise cinsel ilişki esnasında su bazlı kayganlaştırıcılar kullanın.
  • Sperm öldürücü özelliği olan kremleri kullanmayın.
  • Hijyenik pedleri sık değiştirin.
  • Genital bölge temizliği için sabun kullanmayın. Sabun genital bölgenin doğal florasını bozarak enfeksiyon gelişme riskini arttırır.
  • Pamuklu iç çamaşırlarını tercih edin.
  • Vajinal enfeksiyon var ise tedavi olun. Tedavi edilmemiş vajinal enfeksiyonlar ve akıntılar da tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının önemli sebepleri arasındadır.

Bebek Bakımında Püf Noktalar

BEBEK BAKIMINDA PÜF NOKTALAR

 

Yetişkinlerin bağışıklık sistemini etkilemeyen bakteri ve virüsler dünyaya yeni gelmiş savunmasız, korumasız bebeğinizde ciddi hastalıklara sebep olurlar. Bu nedenle bebeğinizin aşıları tamamlana kadar lütfen kimsenin öpmesine izin vermeyin. Yakın temasta bulunmamaları için uyarın. Sonradan pişman olmaktansa baştan tedbirinizi almanız her zaman sizin faydanızadır. Öpücük hastalığı küçük bebeklerde ciddi sorunlara sebep olan bir hastalıktır ama hiçbir yetişkinde belirti göstermez. Bebeğinizin ellerine dokunmalarına izin vermeyin. Bebekler genelde ellerini ağızlarına götürürler. Söyleyin ayaklarını tutarak sevsinler. Sizde dışarıdan gelince kıyafetlerinizi mutlaka değiştirmelisiniz. Gelen misafirleriniz bebeği kucaklarına almak isterlerse daha önceden hazır bulunduracağınız tülbentleri misafirlerin omuzlarına örtün ve bebeği o şekilde verin. Böylelikle bebeğin ağzı onların kıyafetlerine temas etmemiş olur. Koruyabildiğiniz kadar bebeklerimizi korumak biz ebeveynlerin görevi. Onlar bu dünyanın kurallarını henüz bilmiyorlar.

-Yeni doğan bebeler sık sık hapşırırlar. Hapşırma genelde bebeğin genzine kaçanları temizlemek için yaptığı temizleme hareketidir….Aman üşüttü,soğuk aldı diye paniğe kapılmayın.

-Sık sık hıçkırırlar. Bu da normaldir telaş etmeyin. Hıçkıran bebeğinizi emzirin….Geçecektir.

-Bebeğinizi; büyüklerin endişelerine kulak asıp sakın kat kat giydirmeyin. Oda sıcaklığı 23-24 derece ise iki ince kat giydirmeniz yeterlidir. Yanlış olan üst üste giydirip bebeğin terlemesine neden olup hasta etmektir.. ”Aman bebek üşüdü hasta olacak” laflarına kulaklarınızı tıkayın. Kendinize güvenin. Bilginize güvenin. Eğer bebeğin burnu ve ensesi soğuksa bebek gerçekten üşümüştür. Zaten yeni doğan bebeğin ayakları ve elleri bir ay boyunca soğuk ve mor olur bu sizi yanıltmasın.

-Yeni doğanların başında bulunan bıngıldak çok hassas olur. Kapanana kadar dikkat etmek gerekir. Zaten doktorunuz rutin kontrolleri sırasında bıngıldağı kontrol edecektir.

-Bebeklerin burnu tıkanabilir. Çok normaldir. Eczanelerde satılan serum fizyolojik su damlatıp bebeğin rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Günde 3 kere tekrarlayabilirsiniz. Sakıncası yoktur.

-Bebeklerin memelerinde genelde şişlik olur. Sakın masaj yapmayın. Kendi kendine zamanla geçecektir. Doktorunuz da kontrollerde memelerini gözlemleyecektir.

– Kalça ultrasonu muhakkak yaptırılmalı ve ihmal edilmemelidir. Erken teşhiste çok kolay tedavi edilebilirken geç kalındığında kalıcı fiziksel rahatsızlıklara sebep olmabilmektedir.

-Yeni doğan sarılığını en kolay atlatmanın yolu sık sık emzirmektir. Emzirin ki kaka yapabilsin ve çabucak atlatsın. Bebeğiniz kaka yapıyorsa çabuk atlatacaktır. Gözün beyazı ve yüzü sarı ise, parmak ile cildine bastırdığınız yer sarı oluyorsa, çok uyuyorsa sarılık değerleri yükselmiştir. Ve kan uyuşmazlığı varsa bebekte sarılık daha çok olabilecektir.

-Göbeği genelde 7-10 gün içinde düşüyor ama benim kızımın göbeği 14.günde düşmüştü.. %70 ‘lik alkol ile bakımını yapıp kuru tutmanız göbek bakımı için yeterli. Bebeğinizin göbek kısmında acı hissi yok o nedenle rahat davranın. Bebeğinizin göbeği düştükten 1 gün sonra yıkamanız uygun olur.

-Günde 2 kez bebeğinizin ellerini sabunlu suyla yıkayın.

-Tırnaklarını kısa ve küt kesin.

-Sadece 20 gün eldiven giydirin sonrasında bırakın bebeğiniz kendini ve annesini keşfetsin. Meme emerken memelerinize dokunsun.

-Defne bezi bırakana kadar alt değişimini sadece su, pamuk ve sızma zeytinyağı ile yaptım. Sonra kağıt mendil ile kurulayıp bezledim. Dışarı çıkmalarımızın haricinde asla ıslak mendil kullanmadık. Ve benim güzel kızım hiç pişik olmadı. Pişik kremi hiç kullanmadık. Su, pamuk ve zeytinyağını herkese tavsiye ediyorum.

-Banyo suyu sıcaklığı 37’C olmalı. Özel bebek şampuanı kullanılmalısınız. Güzel kızıma şu an Sebamed kullanıyorum ama yeni doğduğu zaman organik şampuan kullandım. Kışın gün aşırı, yazın ise her gün yıkanmalı. Birgün sabunla diğer gün sabunsuz sadece su ile yıkamanız yeterlidir.

-İlk 2 hafta kaynatıp ılıttığınız suyla yıkamanız doğru olur. Sonra normal suyla yıkayabilirsiniz. Son suyuna zeytinyağı damlatın ki cildi nemlensin.:))

-Bebeğinizin yaz-kış her gün 15-20 dakika dışarı çıkarmalı ve güneş ışığını görmesini sağlamalısınız.

– Yeni doğan bebeğin baş çevresi 34-36 cm olmalıdır.

– Bebeğiniz 5 aylık olduğunda doğum kilosunun iki katına çıkması beklenir.

– 6-12 Aylık arası bebekler genelde aylık 300-600 gr arası kilo alırlar.

– Diş çıkarma 4 aylıkken olabileceği gibi ilk dişini 1 yaşına girdikten sonra da çıkaran bebekler olabilir.Bu genelde ırsidir.